Ebeveyn Kaygısı Çocuğa Nasıl Geçer? Fark Etmeden Aktardığımız Duygular
“Çok endişeli ve kaygılıyım çocuğum etkilenir mi?”
Her ebeveyn, çocuğunu korumak ve onun iyi olmasını sağlamak ister. Ancak, bazen bu doğal koruma içgüdüsü, fark edilmeden kaygı dolu bir iletişime dönüşebilir.
Peki nasıl?
Sürekli “ya bir şey olursa” diye düşünmek, çocuğun her davranışını kontrol etme isteği, küçük hatalardan bile hemen kaygılanmak ya da çocuğun kendi başına hareket etmesine izin vermekte zorlanmak ebeveyn kaygısının bir işareti olabilir. Bu durum çoğu zaman “Düşersin, dikkat et.”, “Sakın uzaklaşma.” ya da “Dur! Ben hallederim.” gibi iyi niyetli cümlelerle kendini gösterir; ancak bu sözlerle çocuğunuzu yapabileceği bir çok durumdan mahrum etmiş ve “Dünya tehlikeli bir yer,” mesajını fark ettirmeden iletiyor olabilirsiniz.
Araştırmalar, ebeveynlerin kaygısının çocukların duygusal gelişimi üzerinde belirleyici bir rol oynadığını göstermektedir. (Murray, Creswell & Cooper, 2009).
Bu durumun en önemli boyutu da duygusal bulaş (Hatfield, Cacioppo & Rapsan, 1994) olarak adlandırılır. Örneğin, ebeveyn stresli bir durum karşısında panikle tepki veriyorsa, çocuk da o durumun “paniklenecek kadar tehlikeli olduğuna” inanır. Ebeveynin sesi titrediğinde, yüzü gerildiğinde ya da sürekli “dikkat et” dediğinde, çocuk dünyanın öngörülemez ve riskli bir yer olduğu fikrini içselleştirebilir. Böylece, çocuk yeni deneyimlerden kaçınabilir, hata yapmaktan korkabilir ya da ebeveynin onayı olmadan adım atmakta zorlanabilir. Uzun vadede ise; bağımsızlık gelişimini ve özgüven duygusunu zedeleyebilir (Rubin, Burgess & Hastings, 2002).
Elbette, kaygının aktarılmasında genetik yatkınlık da etkili olabilir. Ancak asıl belirleyici olan, ebeveynin kendi kaygısı ile kurduğu ilişkidir. Kendi kaygısını tanıyan, onu fark eden ve yönetmeye çalışan bir ebeveyn, çocuğuna da duygularla baş etmenin öğrenilebilir bir beceri olduğunu gösterir.
Peki, bu döngü nasıl kırılabilir?
- İlk adım farkındalıktır. Kendi kaygı düzeyini tanımak, onu bastırmadan ama çocuğunuza da taşırmadan yönetmek önemlidir.
- Sonrasında, çocuğunuzu korumak isteğinizin arkasında hangi düşüncelerin olduğunu gözlemlemek
- Duyguları söze dökmek – Örneğin, çocuğunuza “Evet, ben de bazen kaygılanıyorum ama bu duygu geçici” gibi cümlelerle – model olmak, kaygının yönetilebilir bir duygu olduğunu öğretir.
- Ancak, gerektiğinde ebeveyn olarak profesyonel destek almak bu süreci kolaylaştırabilir.
Unutmayın, ! çocuklar söylediklerimizden çok, nasıl yaşadığımıza bakarlar. Kendi kaygınızı düzenleyebilmeniz, çocuğunuzun dünyayı güvenli bir yer olarak algılamasının en güçlü parçasıdır.
Psikolog Gizem Atasoy Erikel


Bir yanıt yazın